Serbestî, mafê herî bingehîn ê mirovî ye, lê kurd jê bêpar e.


[ Bersivek Binivîse | Yanıt Yazınız ]  [ Forum ]  [ Nivîsên Nuh | Yeni Yazılar ]

11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı´na - İstanbul

Nivîsevan / Yazan: İsmail Beşikçi  
Demjmêr / Tarih: 29.07.2010  04:36:25

11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı´na - İstanbul


Esas No: 2010/179









Sayın Yargıçlar,

Çağımızda Hukuk ve Toplum Dergisi’nde  (Kış 2010, 59/6)  yayımlanan,  “Ulusların Kendi Geleceğini  Tayin Hakkı ve Kürtler” başlıklı yazıdan dolayı yargılanmaktayım.

İddianamede savcılığın bir beyanı var.  Savcılık, “… Yazı sahibi İsmail Beşikçinin ise, Ankara’da ikamet etmesi nedeniyle,  savunmasının alınamadığı, eyleminin kısa zaman aşımı süresine  tabii olması nedeniyle bu eksiklik tamanlanmadan kamu davası açılması gerektiği anlaşılmıştır” (s.2) diyor.

İddianameyi, 15 Haziran 2010 günü tebellüğ ettim.  Aynı tarihli Milliyet Gazetesi’nde  şöyle bir haber vardı.  “Kaçan Uzanlar hapisten kurtuldu. Vergi Usul Kanunu’na muhalefetten yargılanan  firari kardeşler  Kemal Uzan ve Yavuz Uzan hakkında  dava zaman aşımı dolduğu için  düştü. Aynı davada yargılanan üç sanık ise, yaklaşık 4.5 yıl hapis almıştı.

Uzanlar denince, insanın aklına, devleti zarara ziyana sokan tirilyonlarla ifade edilen yolsuzluklar, banka hortumlamaları vs.  geliyor.  Fakat, devlet, yargı organları bu konuda duyarlı değil.  Düşün hayatı örneğin bir eleştiri söz konusu olduğu zaman  ise yoğun bir duyarlılık var. Düşünceyi baskı altında tutmak için  büyük bir gayret var. Bu, Türk siyasal hayatının, Türk hukuk hayatının önemli bir boyutu oluyor:

12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası’nın  8. maddesi vardı. Bu madde, Kürtlerle, Kürt sorunuyla  ilgili ifadeleri, açıklamaları suç sayıyordu. Propaganda suçu.  Bu madde, 15.7.2003 tarih ve 4928 sayılı  yasa ile yürürlükten kaldırıldı. Ama iddianameden, bu maddenin  hala yürürlükte olduğu anlaşılıyor.

Kürtlerle, Kürt sorunuyla ilgili ifadelere,açıklamalara karşı uygulanan cezai müeyyidelerin geçmişine kısaca bakmak istiyorum.

1.1990’lara kadar, bu tür ifadelere karşı,  dönemin TCK’daki 141-142. maddeler uygulanırdı. Yazarlar, gazeteciler, Kürtlerden, Kürtçe’den söz etikleri zaman  milli duyguları zayıflattıkları iddiasıyla idari ve cezai yaptırımlarla karşı kaşıya kalırlardı.

2. Yukarıda sözü edilen 3713 sayılı, Terörle Mücadele Yasası’nın  8. maddesi,  141-142. maddeleri yürürlükten kaldırdı. Ama bu yasa, 8. maddesiyle, Kürtlerle, Kürdistan’la, Kürtçe’yle ilgili her türlü açıklamayı suç olarak değerlendirmeye ve cezai yaptırımlarla karşılamaya başladı. 1990’larda bu madde çok yoğun bir şekilde uygulandı.

3.8. madde de, sözü edilen, 2003 tarihli ve 4928 sayılı yasa ile yürürlükten kaldırıldı.  Ama bu sefer de  bu tür açıklamalar, Terörle Mücadele yasası’nın, 7/2  maddesi gereğince soruşturmalara uğruyor.


Sayın Yargıçlar,

Kürt sorunu, Türkiye’nin, toplumsal, siyasal, ekonomik hayatını, güvenlik durumunu yakından ilgilendiren çok önemli bir sorundur. Bu tür sorunların en başında gelmektedir. Bu durum başbakanların bazı beyanlarına da yansımaktadır. Ekim 1991de, zamanın başbakanı Süleyman Demirel,  “Kürt  realitesini tanıyoruz” demiştir. Ama, egemen çevrelerin uyarısı ve eleştirisi üzerine,  bu sözünün arkasında durmamış,  sözünün gereklerini yerine getirmemiştir.

1990’ların ortalarında, bir İspanya gezisi sırasında  dönemin başbakanı Tansu Çiller,

Bask modelinden söz etmiş,  ama egemen çevrelerin uyarısı üzerine  “yanlış anlaşıldım” demiştir. Daha sonra Başbakanlık koltuğuna oturan  Mesut Yılmaz,  bir ara, “ Avrupa Birliği’nin yolu  Diyarbakır’dan geçer” demiş,  o da uyarılar ve eleştiriler üzerine sözünün arkasında durmamış,  sözünün gereklerini yerine getirmemiştir.

Bugün de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,  “Kürt sorunu Türkiye’nin en önemli sorunudur” demektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bunlara benzer görüşleri dile getirmekte, “inkarcı politikaların önünü aldık” demektedir.

Başbakanların, zaman zaman Kürt sorunuyla ilgili küçük açıklamalar yapıp, uyarı ve eleştiri üzerine hemen geri adım atmaları,  sözlerinin arkasında durmamaları, Türk siyasal hayatının önemli bir görüntüsüdür.

Bugün basında, Kürt sorununun çözümü konusunda yoğun tartışmalar yapılmaktadır.  Gazetelerde, radyolarda, televizyonlarda, internet sitelerinde, bu tartışmaları izlemek mümkündür. Halbuki sorunun kendisini konuşmak çok daha önemlidir.  Bu noktada ifade özgürlüğü önemli bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. İfade özgürlüğünün genişletilmesi,

Kürt açılımının önemli bir boyutu olmalıdır. Bu noktada, Türk siyasal hayatının,  Kürt sorunu açısından eleştirisinin yapılması kaçınılmaz bir görev olmalıdır. Bu noktada uluslar arası nizam, örneğin  Milletler Cemiyeti ve daha sonra da Birleşmiş Milletler  eleştirilmelidir. Çağımızda Toplum ve Hukuk Dergisi’nde yayımlanan ve iddianameye konu olan yazıyı bu anlayış çerçevesinde  değerlendirmek gerekir.

Türkiye, Ortadoğu’da, Kafkasya’da, Balkanlarda, bölgesel güç olmaya çalışmaktadır. Gazze’de Hamas’la ilişki kurmak,  Bosna-Hersek’te, Azeri-Ermeni ihtilafında söz sahibi olmaya çalışmak, bununla ilgilidir. Kürt sorununda demokratik bir gelişme sağlanmadan,  Türkiye’nin  bu niyetini ve düşüncesini yaşama geçirme olasılığı yoktur. Kendi evini düzeltmeden başkalarının evini düzeltmeye kalkmak,  uluslararası planda sadece  tebessümle karşılaşır.

“Ulusların Kendi Geleceğini Tayin Hakkı ve Kürtler” yazısından, iddianameye alınan bölüm ile ilgili  birkaç söz söylemek istiyorum. Kürtlerin ve Kürdistan’ın bölünmesi, parçalanması ve paylaşılması Ortadoğu tarihinin en önemli olgusudur. Bu konularda  konuşması gereken üniversitedir,  basın-yayındır, yazarlardır, kısaca Türk düşün hayatıdır.  Savcılığın bu çalışmalarla ilgili soruşturmalar yürütmesi  ise, bu eleştirileri, bilimin üretimini engellemek olarak  değerlendirilir.  Buysa Türk düşün hayatını kuraklaştırır, çölleştirir, beyinleri kötürümleştirir.Özgür düşün, özgür eleştiri hem bilimin hem de demokrasinin en önemli koşuludur.


Saygılarımla

28 Temmuz 2010


İsmail Beşikçi

Mercimek Sok. 19/16

06010 Aşağı Eğlence/Etlik

Ankara


Bersivan / Yanıtlar :

[ Bersivek Binivîse | Yanıt Yazınız ]  [ Forum ]  [ Nivîsên Nuh | Yeni Yazılar ]


Serbesti Web / 2003 - 2010
E-mail: serbestiyakurdistan@hotmail.com