![]() ![]() Nivîsevan / Yazan: Mahmut Alınak Demjmêr / Tarih: 15.07.2010 08:24:20 ![]() DÜZEN YANLISI BASINA VERİLMEMİŞTİR SANKİ SINIR MUHAFIZI MİLLETVEKİLİ DEĞİL Böyle saçma açıklamalarla halkın zihnini köreltmeye kimsenin hakkı yoktur BDP Şırnak milletvekili Hasip Kaplan’ın dün gazetelerin internet sitelerine düşen açıklamasını okuyunca içimde sanki bir bombanın pimi çekildi. Sanki İlker Başbuğ ya da Devlet Bahçeli’ydi konuşan. Bu yüz karası açıklama üzerine yazmamak için yarım günden fazla bir zaman kendimle mücadele etmek zorunda kaldım. Üstüne görev değil, otur oturduğun yerde; diyerek tepkimi dizginlemeye çalıştım. Ama direncim kırıldı, bu konuşma hakkında yazmamanın ağır bir vebal olacağı sonucuna vardım. Hasip Kaplan dün Antalya’da bir kafeteryada yaptığı basın toplantısında, Ertuğrul Özkök’ün, “Türkiye’de Kürtler ayrılmayı konuşmalıdır.” başlığı ile yayımlanan yazısının hatırlatılması üzerine şöyle kükremiş: "Türkiye’de Kürtler ayrılmayı konuşmalıdır denmesi, bu halka, bin yıllık tarihimize, Çanakkale’de, Dumlupınar’da yan yana yatan şehitlerimize yapılacak en büyük saygısızlıktır. Bu, Hitler’in soykırım tezleriyle aynı gördüğüm son derece tehlikeli bir yaklaşımdır. Türkiye’de tartışılmayacak bir şey varsa o da bu ülkenin birliği ve bütünlüğüdür. Bu ülkede hiç kimsenin Kürt ve Türklerin ayrılmasını tartışmak haddine değildir. Böyle bir tartışmayı açma hakkı da yoktur. Bu, düşünce özgürlüğü kapsamında, ifade hürriyeti kapsamında da asla hoş görülemez...” Hasip Kaplan’ın bazı çevrelerin gözünü boyamak için Öcalan adıyla cilaladığı bu konuşması devlet medyası tarafından, BDP’DEN ALKIŞLANACAK TAVIR başlığı ile verildi. Şu garip çelişkiye bakın ki, asli görevi Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümlenmesi ve bu kanın durdurulması için gayret göstermek olan bir Kürt milletvekili, Kürtlükle herhangi ilgisi ve bu düzenle de hiçbir problemi olmayan birine, Ertuğrul Özkök’e, “Kürtler bizden ayrılmayı konuşabilmelidirler.”dediği için savaş açıyor! Bu söz için onu paylıyor, yere çalıyor, Hitler soykırımcılığı ile suçluyor. Hasip Kaplan’ı okuyunca Şeyh Sait ve arkadaşlarına idam cezası veren mahkeme başkanı Mazhar Müfit Kansu’nun, vatanın bölünmez bütünlüğü üzerine duruşma salonunu çınlatan konuşmasını duyar gibi oldum. Diyarbakır ortasına darağaçları kuran Mazhar Müfit Kansu’nun sözleri bile, “Türkiye’de tartışılmayacak bir şey varsa o da bu ülkenin birliği ve bütünlüğüdür.” diyen Hasip Kaplan’ın sözleri kadar militanca değil. Hasip Kaplan sanki milletvekili değil, bir sınır muhafızı. Üstelik bu yılışık konuşmayı büyük bir öz güvenle yapıyor. Sanki tanklar sınırı geçmesin diye gidip Habur yolunda canlı kalkan olmuş gibi kahramanca bir eda ve fiyakayla. Kimseden tepki gelmeyeceğinin rahatlığı içinde ayrıca. Çünkü herkesi aptal, cahil ve kör sanıyor. Herhalde Cizre’ydi, sanki göreviymiş gibi geçen yıl askerlerin 23 Nisan bayramlarını kutlamak için gittiği askeri birliğin kapısından geri çevrildiğinde de yine aynı rahat tavırdaydı. Kürsüde Meclis başkanından bir özür dileyişi ve gidip elini bir sıkışı vardı ki, görülmeye tahammül edilmezdi. Devlet Bahçeli’nin geçen yıl eski meclis binasında elinden tutup yanına oturtması aslında çok şey anlatıyordu. Milletvekilliğimden ve avukatlığımdan biliyorum ki, kürsülerdeki o bağırış ve çağırışlar tribünlerdeki seyircinin gözüne girme, daha açıkçası seçmenlerin gözünü boyamadır. Parlamentoculuk oyununda rolünü oynamaktır. Kürsüde bir birlerine söylemediklerini bırakmazlar, ama dışarıda diz dize verip çay içerler. Mecliste temsil ettiğiniz siyasetin hakkını verirseniz değil elinizden tutmak, sizinle göz göze dahi gelmezler, nefret ederler sizden. Ertuğrul Özkök o yazısı ile Kürtlerin silahlı isyana başvurmamaları için düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün sağlanmasına dikkat çekmişti. Hasip Kaplan da, “Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm sömürge halklar Osmanlı’dan ayrılıp kendi devletlerini kurdular. Kürtler o zaman ayrılıp kendi devletlerini kurmadılar diye suçlu mu oldular?”diyecekken, düşünce özgürlüğü temelinde, Ayrılmayı da konuşmalıyız, diyen Ertuğrul Özkök’e öfke saçıyor. Düşünce özgürlüğü kapsamında dahi Kürtlerin ayrılmalarını konuşamazsın, diye diktatörce bir tavır içine giriyor. Allah Kürtleri böyle “demokratlar” dan sakınsın! Bir insan tarih bilgisinden bu kadar yoksun ve zavallı olamaz. Biraz tarih okusaydı böyle bir konuşma yapmazdı. Vazgeçtik tarihten, göz önünde olanı da mı görmüyor? Konuşma ve tartışma olmadan Kürt meselesi nasıl çözümlenecek, bu kan nasıl duracak? Bırakalım pratik projeler oluşturmasını, beylik sözlerin dışında söyleyeceği bir şey var mı? Devlet onun bu sözlerini yüz yıldır tekrarlayıp duruyor zaten. Sonuç ortada. Gençler ölüyor, ocaklar sönüyor. Özet olarak, söylenenleri dikkatle izliyoruz ve neler olduğunu biliyoruz. Susuyorsak bir nedeni vardır. Saygılarımla 12/7/2010 Mahmut ALINAK Bersivan / Yanıtlar : E-mail: serbestiyakurdistan@hotmail.com |